
Toplumda, görme engelli bireylerin görme dışındaki duyularının daha gelişmiş olduğu ya da hislerinin gören bireylere kıyasla daha güçlü olduğu yönünde yaygın bir inanç vardır. Bu “süper gücün” görmeyen bireye yaratıcı tarafından bir tür teselli ya da telafi mahiyetinde sunulduğu düşünülür. Söz konusu inanç o denli yaygındır ki görme engelli bir bireyin günlük yaşamında, “Sizin kulaklarınız daha iyi duyuyor değil mi?”, “Hamileyim, senin hislerin güçlüdür; sence kız mı olur erkek mi?”, “Başvurum nasıl sonuçlanır, sen hissedersin söyle” gibi sorularla karşılaşması işten bile değildir. Üstelik, kendisine yöneltilen bu tür yüz sorudan yalnızca birine verdiği yanıt gerçek olsa bile görme engelli bireyin bir anda insanüstü bir varlık gibi algılanmaya başlandığına defalarca tanık oldum.
Bu türden sorulara maruz kalmaktan ve her defasında durumun aslında pek de öyle olmadığını açıklamaya çalışmaktan yorgun düşmüş bir arkadaşımın yakın zamanda benimle paylaştığı trajikomik bir anısını kendisinden izin alarak sizlerle paylaşayım. Bir gün arkadaşıma biri “Sence yarınki sınavdan kaç alırım, sen hissedersin” diye sormuş. Arkadaşım da son derece bıkkın bir hâlde, “76 alırsın” diye cevap vermiş. Sınava yoğun şekilde çalışmakta olan kişi, bu yanıtın ardından ders çalışmayı bırakmış ve 76 alacağına kesin gözüyle baktığı sınavdan 46 almış.
Peki, görme engelli bireylere insanüstü güçler atfeden ve onları sıradanlığın dışına iten bu soruların ardındaki inancın gerçeklikle hiç mi bir ilişkisi yok? Hisler meselesi tartışmaya açıktır; ancak duyular söz konusu olduğunda bu soruya verilecek yanıt hem evet hem de hayırdır.
Konumuzun dışında olduğu için işin dini boyutunu bir kenara bırakacak olursak, bu durum bilimsel literatürde çapraz modal plastisite kavramıyla açıklanır ve özellikle nörobilim ve psikoloji alanlarında konu üzerine yapılmış oldukça fazla sayıda araştırma bulunur. Çoğu araştırma, beynimizin değişen koşullara uyum sağlama konusunda sandığımızdan çok daha becerikli olduğunu ve sahip olduğu işlevsiz kaynakları gözden çıkarmayıp onları bir şekilde yeniden değerlendirip kullanabildiğini gösterir.
Çapraz Modal Plastisite
Çapraz modal plastisite, belirli bir duyudan gelen veri akışı azaldığında ya da tamamen kesildiğinde, beynin bu duyuya ait bilgileri işlemek için özelleşmiş alanlarını devre dışı bırakmak yerine bu alanları diğer duyulardan gelen verileri işlemek üzere yeniden düzenlemesi olarak tanımlanır.
Bu tanımı konumuzla bağlantılandırarak somutlaştıralım. Görme duyusundan herhangi bir veri akışı olmazsa beyin görsel bilgileri işlemekle görevli oksipital lobu atıl bırakmaz. Bu alanı zamanla diğer duyulardan gelen bilgilerin işlenmesine katkı sunacak biçimde yeniden yapılandırır. Örneğin, görme engelli bireyler dokunarak braille yazı okudukları sırada yalnızca dokunma duyusuyla ilişkili somatosensoriyel kortekste değil, aynı zamanda normalde görsel verilerin işlendiği beyin bölgesi olan oksipital lobda da belirgin bir aktivite artışı gerçekleşir. Aynı durum işitme duyusu için de geçerlidir. Görme engelli bireyler bir ses duyduklarında, sesin işlendiği primer işitsel korteksin (A1) yanı sıra normalde görsel verilerin işlendiği oksipital lob da eşzamanlı olarak aktive olur.
Peki Bu Bir Süper Güç mü?
Evet, bunun bir tür “süper güç” olduğunu söylemek mümkündür. Zira belirli bir duyudan gelen bilginin, hem o duyuyla doğrudan ilişkili beyin bölgesinde hem de normalde o duyuyla ilişkili olmayan başka bir beyin bölgesinde eşzamanlı olarak işlenmesi, bilginin daha ayrıntılı biçimde algılanmasına imkân tanır. Nitekim birçok araştırma, görme engelli bireylerin özellikle sesin kaynağını belirleme, sesteki ince perde değişimlerini ayırt etme gibi işitsel becerilerinin ve yüzeyler arasındaki küçük farkları algılama gibi dokunsal becerilerinin gören bireylere kıyasla daha gelişmiş olduğunu gösterir.
Bu Süper Güç Yalnızca Görme Engelli Bireylere mi Özgü?
Literatürde de vurgulandığı üzere, bu “süper güç” görme engellilerin sahip olduğu doğaüstü bir yetenek değil, beynin adaptasyon becerisi ve mevcut kaynakları etkin kullanma kapasitesi ile bağlantılı olan tamamen doğal bir durumdur. Bu açıklama, “Acaba görme engelli olmayanlarda da benzer bir süper güç olabilir mi?” sorusunu akla getirir.
Görme engelli olmayan bireylerle yapılan çok sayıda deneysel çalışma, bu soruyu “evet” diye yanıtlayabileceğimizi gösterir.
Bazı araştırmalarda, görme engeli olmayan bireylere kısa süreli braille okuma-yazma eğitimi verilmiştir. Eğitimin ardından katılımcıların gözleri kapatılmış ve onlardan bir braille metni sadece parmaklarıyla okumaları istenmiştir. Bu esnada katılımcıların beyin aktivitelerini izleyen araştırmacılar, tıpkı görme engelli bireylerde olduğu gibi görme yetisine sahip katılımcıların da braille okurken oksipital loblarında belirgin bir aktivite artışı tespit etmişlerdir.
Bir grup araştırma ise ekolokasyon becerisine odaklanmıştır. Ekolokasyon, ses yankılarından nesnelerin ve çevrenin konumunu belirleyebilme becerisidir. Görme engelli bireylerde bu becerinin çok gelişmiş olduğu bilinir. Bu becerinin gören bireylerde de geliştirilip geliştirilemeyeceğini anlamak amacıyla, görme engeli olmayan katılımcıların gözlerini bağlayarak onlardan fiziksel bir mekânda hareket etmeye çalışmalarını isteyen araştırmacılar, bir süre bu şekilde dolaşan gören bireylerin de ekolokasyon becerilerinde kayda değer bir artış olduğunu bulgulamışlardır.
Sonuç
Araştırmalar, görme engelli bireylerin bazı duyularının görme yetisi olanlara göre daha gelişmiş olabileceğini doğrular ve bu durum çapraz modal plastisite kavramıyla açıklanır. Bununla birlikte, çapraz modal plastisitenin körlüğün otomatik bir sonucu değil, daha ziyade beynin adaptasyon yeteneğiyle ilişkili bir beceri olduğu vurgulanır. Tüm görme engelli bireylerin diğer duyularının aynı ölçüde gelişmiş olmaması da bunun kanıtı niteliğindedir.
Araştırmalar, erken yaşta görme kaybı yaşayan bireylerin, görme yetilerini daha geç yaşta kaybedenlere kıyasla diğer duyularının daha keskin olduğunu ortaya koymuştur. Bazı araştırmalarda ise sonradan görme engelli olan bireylerle karşılaştırıldığında doğuştan görme engelli bireylerin sesler arasındaki ince farkları ayırt etme, notaları doğru tanıma ve ritim duygusu gibi müzikal alanlarda daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca, bağımsız hareket becerileri gelişmiş görme engelli bireylerin, bağımsız hareketi daha sınırlı olanlara göre diğer duyularının daha güçlü olduğu da ifade edilir.
Sosyal yaşama katılım düzeyi de görme engelli bireyler arasındaki çapraz modal plastisite farklılıklarını anlamada oldukça önemli bir faktör olarak karşımıza çıkar. Örneğin, bir araştırmada düzenli olarak kör futbolu oynayan görme engelli sporcuların spor yapmayan görme engellilere kıyasla sesin yönünü belirleme, mekânsal algılama ve çevresel ipuçlarını değerlendirme gibi becerilerde daha üstün performans sergiledikleri gösterilmiştir.
Bu bulgular, görme engelli bireylere yönelik rehabilitasyon programlarının planlanması sürecinde yol gösterici olabilir. Her bireyi aynı programa tabi tutmak yerine bireysel farklılıkları dikkate alarak kişiye özel programlar geliştirmek daha etkili sonuçlar verebilir.
Teknolojinin sunduğu yeni olanaklar da dikkatlice entegre edilirse rehabilitasyonun etkinliği artabilir. Mesela işitsel verilerden yola çıkarak yön tahmin etme becerisini geliştirmeyi amaçlayan EchoWis Street gibi mobil uygulamalar her yaştan görme engelli bireyin duyusal becerilerini desteklemek için kullanılabilir. Görme engeli olmayan bireyler de bu tür uygulamalarla duyusal yeteneklerini bilinçli olarak geliştirebilirler.
Kaynaklar
Aguiar, P. V., Preman, J. ve Paul, B. T. (2025). Cross-modal neuroplasticity in partial hearing loss: a mini-review. Frontiers in Neuroscience, 19, 1627888. https://doi.org/10.3389/fnins.2025.1627888
Debowska, W., Wolak, T., Nowicka, A., Kozak, A., Szwed, M. ve Kossut, M. (2016). Functional and structural neuroplasticity induced by short-term tactile training based on Braille reading. Frontiers in Neuroscience, 10, 460. https://doi.org/10.3389/fnins.2016.00460
Kolarik, A. J., Pardhan, S. ve Moore, B. C. J. (2021). A framework to account for the effects of visual loss on human auditory abilities. Psychological Review, 128(5), 913–935. https://doi.org/10.1037/rev0000279
Molendowska, M., Matuszewski, J., Kossowski, B., Bola, Ł., Banaszkiewicz, A., Paplińska, M., Jednoróg, K., Draganski, B. ve Marchewka, A. (2021). Temporal dynamics of brain white matter plasticity in sighted subjects during tactile Braille learning: a longitudinal diffusion tensor imaging study. Journal of Neuroscience, 41(33), 7076–7085. https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.2242-20.2021
Sabourin, C. J., Merrikhi, Y. ve Lomber, S. G. (2022). Do blind people hear better? Trends in Cognitive Sciences, 26(11), 999–1011. https://doi.org/10.1016/j.tics.2022.08.016
Sacks, O. (2003, July 28). The mind’s eye: What the blind see. The New Yorker, 48–59.
Setareh, J., Nikkhah, F., Khavari, A., Kolbadinezhad, N. ve Rafiee Kiasari, M. (2024). Comprehensive analysis of the dream content of people with blindness, using the Hall and Van de Castle system. International Journal of Dream Research, 17(2), 157–163. https://doi.org/10.11588/ijodr.2024.2.101436
Vitali, H., Campus, C., De Giorgis, V., Signorini, S. ve Gori, M. (2022). The vision of dreams: from ontogeny to dream engineering in blindness. Journal of Clinical Sleep Medicine, 18(8), 2051–2062. https://doi.org/10.5664/jcsm.10026