...

Merve Demirdöven

Ahşap bir masa üzerinde el ele tutuşan iki kişinin elleri yakın plandan görünüyor. Bir kişi, diğerinin ellerini iki yandan şefkatle kavramış durumda. Masanın üzerinde bir vazo içerisinde mor lavantalar, bir kupa kahve ve bir not defteri bulunuyor. Arka planda ise bulanık bir şekilde mavi bir koltuk, yeşil bir bitki ve yumuşak bir lamba ışığı seçiliyor. Gün ışığının hakim olduğu sahnede huzurlu ve güven veren bir atmosfer var. Görsel betimleme: yapay zeka

Kumar bağımlılığı, yalnızca ekonomik kayıplara yol açmakla kalmaz; aynı zamanda bireylerin aile ilişkilerini, ruh sağlıklarını, çalışma yaşamlarını ve toplumsal işlevselliklerini de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle, artık kumar bağımlılığı eskiden olduğu gibi bireysel bir sorun veya irade zayıflığı olarak değil önlenebilir ve tedavi edilebilir bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmektedir. Zira kumar oynama davranışı önce bireyleri, sonra ailelerini ve en nihayetinde de toplumu tehdit eden bir sorundur. Kumarın her sosyoekonomik, sosyodemografik ve sosyokültürel grupta görülen yaygın bir aktivite olduğunu ortaya koyan güncel araştırmalar da sorunun ciddiyetine ilişkin endişeleri doğrular niteliktedir.

Yakın bir zamana kadar kumar genellikle erkeklere özgü bir faaliyet olarak düşünülmüştür. Bu sebeple bilimsel araştırmalar çoğunlukla erkek ağırlıklı örneklemler üzerinde yürütülmüştür. Tedavi yaklaşımları ve önleme stratejileri de doğal olarak erkeklerin deneyimlerine göre şekillenmiştir.

Ancak özellikle son yirmi yılda kumar ortamlarının dönüşmesi, çevrimiçi kumar platformlarının yaygınlaşması ve kumarın eğlence kültürüyle normalleştirilmesi, kadınların kumarla temasını belirgin biçimde artırmıştır. Bugün birçok ülkede kadın ve erkeklerin kumara katılım oranları arasındaki farkın azaldığına, hatta bazı kumar türlerinde kadın katılımının daha yüksek olduğuna dikkat çekilmektedir.

Kadınların kumara katılım oranlarındaki artış, kumar davranışında cinsiyetlere özgü örüntüler ve cinsiyetler arası farklılıklara yönelik bir ilgiyi teşvik etmiştir.

Konu hakkında yapılan araştırmalar, erkeklerin kumar oynamaya daha erken yaşlarda başladıklarını ve sorunlu kumar oynamanın erkek cinsiyetiyle daha fazla ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırmalar ayrıca risk alma, heyecan arayışı ve dürtüsellik gibi kişilik özelliklerinin erkeklerde kumar oynama davranışıyla daha güçlü bir şekilde bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Erkeklerin kumarı genellikle beceri, statü ve cesaretle ilişkilendirdikleri de bulunmuştur.

Buna karşın kadınların daha geç yaşlarda kumar oynamaya başladıkları, ancak daha kısa sürede sorunlu kumar davranışı geliştirdikleri vurgulanmaktadır. Bu durum literatürde teleskop etkisi olarak adlandırılmaktadır. Kadınlarda kumar davranışının sıkıntıdan uzaklaşma, yalnızlığı azaltma, gündelik stresle baş etme ve güvenli bir sosyal alan ihtiyacıyla daha fazla ilişkili olduğu da ifade edilmektedir.

Cinsiyet farklılıklarının etkisi kumar türü tercihlerine de yansımaktadır. Kadınların genellikle şans faktörünün daha baskın olduğu piyango ve bingo gibi kumar türlerine; erkeklerin ise spor bahisleri gibi beceri unsurunun daha belirgin olduğu düşünülen kumar ürünlerine yönelme eğiliminde oldukları kabul edilmektedir.

Öte yandan erkeklerin kumar oynamaları görece daha normal karşılanırken, toplumsal cinsiyet rolleriyle çeliştiği düşünüldüğünden kumar oynayan kadınlar toplum tarafından daha fazla damgalanmaktadırlar. Toplumsal damgalama, diğer klinik tablolarda olduğu gibi kumar bağımlılığında da tedavi arama davranışını olumsuz yönde etkilemektedir. Genel olarak kumar bağımlılığı olan bireylerin yalnızca yaklaşık %10’unun tedaviye başvurduğu belirtilmektedir. Toplumsal damgalamaya daha yoğun şekilde maruz kaldıkları için bu oranların kadınlar arasında daha da düşük olduğu ifade edilmektedir.

Bu genel eğilimler değişmez değildir, fakat önleme ve tedavi programları tasarlanırken dikkate alınmaları yol gösterici olabilir.

Ev içi sorumluluklar ve çocuk bakımı gibi görevlerin büyük ölçüde kadınlara atfedildiği bilinmektedir. Bu durumun kadınların tedavi süreçlerine katılımlarını kısıtlayabileceği göz önünde bulundurularak tedavi hizmetlerinin toplumsal cinsiyet duyarlı bir çerçevede yapılandırılması önem arz etmektedir.

Örneğin, tedavi merkezlerinde çocuklar için kreş veya oyun alanları oluşturularak kadınlar üzerindeki bakım yükü hafifletilebilir. Çevrimiçi terapi ve danışmanlık seçenekleri artırılarak kadınların tedavi süreçlerine katılımları kolaylaştırılabilir. Esnek randevu uygulamaları aracılığıyla hizmet sunumu akşam saatleri ve hafta sonlarını kapsayacak şekilde genişletilebilir. Aile özelliklerinin elverişli olduğu ve uygun görülen durumlarda eş ya da diğer aile üyeleri tedavi sürecine dahil edilerek bakım yükünün dengelenmesi sağlanabilir. Sosyoekonomik bakımdan daha dezavantajlı oldukları için kadınlara yönelik tedavi hizmetleri maddi açıdan daha erişilebilir hale getirilebilir. Ayrıca, ruh sağlığı alanında görev yapan meslek elemanları toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin farkındalıklarını güçlendirmek amacıyla düzenli olarak eğitimler alabilirler. Kurumlar da hizmet içi eğitimler organize ederek çalışanlarının bu konuda bilinçlenmelerini destekleyebilir.

Kumara yönelme nedenleri arasındaki cinsiyet farklılıkları, etkili önleme politikaları geliştirilirken ele alınması gereken en kritik başlıklardan birisidir.

Yukarıda değinildiği üzere, erkekler kumarı becerilerini ve cesaretlerini sergileyebilecekleri bir alan olarak görürken kadınlar çoğunlukla duygusal sıkıntılarından uzaklaşmak amacıyla kumar oynamaktadırlar. Bu iki profil için birebir aynı önleme ve müdahale programlarını uygulamanın istenen sonuçları vermeyeceği açıktır.

Örneğin, erkeklere yönelik tasarlanacak programlarda özellikle beceri, cesaret, güç ve statü gibi kavramların yeniden çerçevelenmesi ve bu duyguların uygun ifade biçimleri üzerine odaklanılması daha yararlı olabilir. Kadınlara yönelik planlanacak programlarda ise sağlıklı duygusal başa çıkma yollarının desteklenmesi öncelikli hedefler arasında yer alabilir.

Kumar, her iki cinsiyet için de bir boş zaman etkinliği olarak tercih edilebilse de kadınların özellikle çevrimiçi platformları daha güvenli bir sosyal alan olarak değerlendirmeye daha eğilimli oldukları bilinmektedir. Bu bağlamda, sosyal izolasyonu azaltan, ücretsiz ya da düşük maliyetli alternatif boş zaman faaliyetleri sunan ve mahalle temelli kadın dayanışma ağlarını güçlendiren toplum temelli programlar kadınlarda kumar bağımlılığına karşı koruyucu olabilir. Kadınlar için güvenli alan hissi oluşturan ve deneyim paylaşımını kolaylaştıran grup terapilerinin tedavi hizmetlerine daha fazla entegre edilmesi müdahale çalışmalarının etkinliğini artırabilir.

Literatür, depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunların kadınlarda kumar bağımlılığına daha sık eşlik ettiğini göstermektedir. Bu nedenle, depresyon, kaygı ve travma sonrası belirtilerle ruh sağlığı hizmetlerine başvuran kadınlarda kumar davranışının gözden kaçmasının önüne geçilmelidir. Bu doğrultuda, kumar davranışını değerlendirmeye yönelik soruların tarama süreçlerine sistematik biçimde dahil edilmesi önem taşımaktadır.

Mikro düzeyde yürütülen/yürütülecek bu tür müdahaleler kadınlarda kumar bağımlılığıyla mücadelede önemli bir yer tutsa da tek başına yeterli değildir. Kadınlara özgü ihtiyaçları temel alan politikalara ve uygulamalara da gereksinim duyulmaktadır.

Kumar bağımlılığıyla mücadele politikalarında kadınlara özgü risk ve ihtiyaçların toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alınarak ayrı başlıklar altında tanımlanması gerekmektedir. Kumar bağımlılığına ilişkin damgalamayı azaltmaya ve yardım arama davranışını teşvik etmeye yönelik toplumsal kampanyalar düzenlenmelidir. Geleneksel ve yeni medyada kumar bağımlılığına ilişkin damgalayıcı söylemlerin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Politika ve uygulama geliştirme süreçlerinde kadın hakları alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılmalıdır. Kumar bağımlılığı yaşayan kadınların deneyimlerinin görünür kılınması amacıyla bu alanda daha fazla bilimsel çalışma yapılması teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Kadın dostu bağımlılık tedavi kuruluşları ve ruh sağlığı merkezleri yaygınlaştırılmalıdır.

Sonuç olarak, kumarın dijitalleşmesi, kumar ürünlerinin çeşitlenmesi ve kumarın oyun ve eğlence endüstrisiyle iç içe geçmesiyle birlikte günümüzde kumar kadınlar için de ciddi bir risk haline gelmiştir.

Evet, pek çok örneklemde hâlâ erkekler öncelikli risk profili gibi görünmektedirler ancak bu durum, kadınlarda artan kumar bağımlılığı gerçeğinin ve kadınların kumarla ilişkili yaşadıkları zararların görmezden gelinmesini haklı çıkarmaz.

Kadınların kumara hangi nedenlerle yöneldiklerini, kumarla ilişkili ne tür zararlar yaşadıklarını ve hangi destek sistemlerinin kadınların özgül gereksinimlerine daha iyi yanıt verdiğini anlamak acil bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır. Ayrıca, kumar bağımlılığıyla mücadelede cinsiyet körü değil, cinsiyete özgü farklılıklara duyarlı bir halk sağlığı yaklaşımı benimsenmelidir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kumar Bağımlılığının Aile Üzerindeki Etkileri I: Duygusal İflas

Çevrimiçi Kumar: Dijitalleşen Bağımlılık

Sanal Kumar Bağımlılığını Önlemede Aile, Okul ve Devletin Rolü

Kumar Bağımlılığı – Sosyal Hizmet Uzmanı Merve DEMİRDÖVEN ve Nesrin ŞAHİN KEÇECİ

Kumar Bağımlılığı: Aileler Neler Yapabilir?